Install Theme

Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.

(Yazar) Meral Meri

İşte o’senin devasa ahlakındır.
Ki,o kadar açık,o kadar net!
O kadar yüksek ki,işte ancak o kadar!

[Meral Meri]

2.Ocak doğ.İstanbul
Ey 20 '14
Şimdi insan bilmiyor; sevdiklerini sandıklarıyla yaşayamadıkları sözde mutlulukları ve
karşılıklı değerleri.
Kimse hiç kimse çalmadığına göre ,bu mutluluk nasıl bir şeydi?
Siz yaşamınız boyunca seviyor keza seviliyorsunuz,bu güzel!
Gerçek ise daha güzel olmalı mutlaka…
Ancak onu aramak için önce kendinizi kocaman boş bir arazide görmelisiniz,
zaten zaman zaman kendinizi orada buluyorsunuz…
Bunun adına yetersizlik ve boşluk diyoruz.
Yetinmeyi bilmemek boşluktan ileri gelirken,boşluk ise mutlaka dolan bir ihtiyaç olduğuna kanaat getiririz.
Asıl mesele sevmek ve sevilmekse; çok karşılıklı olmakla birlikteyse,
Neden insan daima başını göğe değil de yere düşmüş bir yaprak gibi cansız ve umutsuz saysın ki?
İhtiyacımız olan şeyin adı asla bir kayıp olmamalı,onun adı kayıp olmamalı.
Zira ihtiyacımız olan şey bizlerin bir birey gibi başkalarınca ihtiyaç hali olmalı,
peki bu nasıl olmalı, siz insansınız ihtiyaç da duyulan ve ihtiyaç da duyansınız.
Öyleyse zaman zaman ikisi de olunuz ,yalnız biri seçtiğimizde ortaya yaşanılır gerçekleri almak 
yerine yok olmak gerçeğinizi takdim edersiniz,bence buna hiç gerek yok.
O halde “sevdiğimizi zannetmiştik!” diye inlemek ya da avunmak gerçeğinizi yok etmek sizin öz çabanıza muhtaçtır.
Yani her şeyden ödünç alır bilinciyle yaşamayı kalbinize tasvip ettiriniz.
Çok basit “Ödünç” alıyorum.
Şu durumda diyebiliriz ki bizler artık yeterince sevip yeterince seviliyorduk.
Çırpınıp kendimizi uçurumlardan atmak yerine ; ödünç alıp bir süre sevdim-sevildim demek ve onu yaşatmak
sizi daha güçlü daha kaygısız daha endişesiz ve daha olumlu kılar.
Ki bu sizi siz etmeye yetecektir ,en anlamlı bir süreye dek ve tekrar boş bir araziye ihtiyaç duyana dek.
İşte o boşluklarınızı da o zaman çok seveceksiniz.
Neden mi?
Çünkü insan “SEVGİSİZ” yapamayacak kadar güçlü bir eylemdir!


Meral Meri/ Deniz Fenerine Yolculuk

Şimdi insan bilmiyor; sevdiklerini sandıklarıyla yaşayamadıkları sözde mutlulukları ve

karşılıklı değerleri.

Kimse hiç kimse çalmadığına göre ,bu mutluluk nasıl bir şeydi?

Siz yaşamınız boyunca seviyor keza seviliyorsunuz,bu güzel!

Gerçek ise daha güzel olmalı mutlaka…

Ancak onu aramak için önce kendinizi kocaman boş bir arazide görmelisiniz,

zaten zaman zaman kendinizi orada buluyorsunuz…

Bunun adına yetersizlik ve boşluk diyoruz.

Yetinmeyi bilmemek boşluktan ileri gelirken,boşluk ise mutlaka dolan bir ihtiyaç olduğuna kanaat getiririz.

Asıl mesele sevmek ve sevilmekse; çok karşılıklı olmakla birlikteyse,

Neden insan daima başını göğe değil de yere düşmüş bir yaprak gibi cansız ve umutsuz saysın ki?

İhtiyacımız olan şeyin adı asla bir kayıp olmamalı,onun adı kayıp olmamalı.

Zira ihtiyacımız olan şey bizlerin bir birey gibi başkalarınca ihtiyaç hali olmalı,

peki bu nasıl olmalı, siz insansınız ihtiyaç da duyulan ve ihtiyaç da duyansınız.

Öyleyse zaman zaman ikisi de olunuz ,yalnız biri seçtiğimizde ortaya yaşanılır gerçekleri almak 

yerine yok olmak gerçeğinizi takdim edersiniz,bence buna hiç gerek yok.

O halde “sevdiğimizi zannetmiştik!” diye inlemek ya da avunmak gerçeğinizi yok etmek sizin öz çabanıza muhtaçtır.

Yani her şeyden ödünç alır bilinciyle yaşamayı kalbinize tasvip ettiriniz.

Çok basit “Ödünç” alıyorum.

Şu durumda diyebiliriz ki bizler artık yeterince sevip yeterince seviliyorduk.

Çırpınıp kendimizi uçurumlardan atmak yerine ; ödünç alıp bir süre sevdim-sevildim demek ve onu yaşatmak

sizi daha güçlü daha kaygısız daha endişesiz ve daha olumlu kılar.

Ki bu sizi siz etmeye yetecektir ,en anlamlı bir süreye dek ve tekrar boş bir araziye ihtiyaç duyana dek.

İşte o boşluklarınızı da o zaman çok seveceksiniz.

Neden mi?

Çünkü insan “SEVGİSİZ” yapamayacak kadar güçlü bir eylemdir!

Meral Meri/ Deniz Fenerine Yolculuk

(Kaynak: yazarmeri)

Ey 20 '14
Sana beni anlatacak cümleleri esir almışlar
Ondandır bu susuşlarım,yoksa çığlık çığlığa seni seviyorum diyemeyişlerimden değil.
[Meral Meri]

Sana beni anlatacak cümleleri esir almışlar

Ondandır bu susuşlarım,yoksa çığlık çığlığa seni seviyorum diyemeyişlerimden değil.

[Meral Meri]

(Kaynak: yazarmeri)

Ey 20 '14

İskoçya ❤ scotland-italy ❤ İtalya

 

(Kaynak: yazarmeri)

Ey 19 '14

Sevda okunun keskin ucu,
Saplandığında yüreğe, yani avına
Ateş renkli bir gül kesilirdi;
Ateş en iyi kavuşturucudur…

Hüsrev Hatemi

(Kaynak: yazarmeri)

Ey 19 '14
Sevgi olmasa, 
Üşürdüm kuyularda ey dost! 
Karanlığın rüzgârı dalgalandıkça, 
Sevgidir çoğaltan soyumuzu; 
Sevgiliyi andıkça. 

Şiir olmasa, 
Olur muydum sanki şimdi ben? 
Geçmişin ve geleceğin dilidir şiir. 
Ne zaman yakalasa beni içimden, 
Nadide çiçeklerden bir iksir. 

Umut olmasa, 
Yürekte ne ışıyacaktı kandil kandil? 
O umutlar ki her zaman bir kutlu asa, 
Yeşertir en çorak gönül topraklarını 
Çil çil! … 

Düş olmasa, 
Tükenir miydi hiç penceresiz geceler? 
Can kendini vururdu yokuşa, 
Kilitli kapılar gibi 
Birbirine kilitlenirdi bilmeceler. 

Hülyâ olmasa, 
Ruh nasıl hicret ederdi tâ yıldızlara? 
Şiir, düş, umut ve hülyâ 
Bir sevgi oylumu mor menekşe; 
Selâm kaleme, kâğıda. 

Sabır olmasa, 
Nasıl yumuşatacaktık ayrılığın kemiklerini? 
Hayatlarımızla bağlı olmasak toprağa, 
Ezgilere karıştırıp kimyasını 
Böylesine koklayabilir miydik çiçeklerini? 

Hasat vaktidir şimdi, 
Şiirin en güzel sabahı, 
Sevginin ak topuklarını yüreğe vurduğu an, 
Ne ışık, ne rüzgâr, ne de sular uyuyabilir artık; 
Dipdiri bir medeniyettir kan? 

Bahattin Karakoç

Sevgi olmasa, 

Üşürdüm kuyularda ey dost! 

Karanlığın rüzgârı dalgalandıkça, 

Sevgidir çoğaltan soyumuzu; 

Sevgiliyi andıkça. 

Şiir olmasa, 

Olur muydum sanki şimdi ben? 

Geçmişin ve geleceğin dilidir şiir. 

Ne zaman yakalasa beni içimden, 

Nadide çiçeklerden bir iksir. 

Umut olmasa, 

Yürekte ne ışıyacaktı kandil kandil? 

O umutlar ki her zaman bir kutlu asa, 

Yeşertir en çorak gönül topraklarını 

Çil çil! … 

Düş olmasa, 

Tükenir miydi hiç penceresiz geceler? 

Can kendini vururdu yokuşa, 

Kilitli kapılar gibi 

Birbirine kilitlenirdi bilmeceler. 

Hülyâ olmasa, 

Ruh nasıl hicret ederdi tâ yıldızlara? 

Şiir, düş, umut ve hülyâ 

Bir sevgi oylumu mor menekşe; 

Selâm kaleme, kâğıda. 

Sabır olmasa, 

Nasıl yumuşatacaktık ayrılığın kemiklerini? 

Hayatlarımızla bağlı olmasak toprağa, 

Ezgilere karıştırıp kimyasını 

Böylesine koklayabilir miydik çiçeklerini? 

Hasat vaktidir şimdi, 

Şiirin en güzel sabahı, 

Sevginin ak topuklarını yüreğe vurduğu an, 

Ne ışık, ne rüzgâr, ne de sular uyuyabilir artık; 

Dipdiri bir medeniyettir kan? 

Bahattin Karakoç

(Kaynak: yazarmeri)

Ey 19 '14
Bahçede şezlonga uzunmış
Kitap okuyan adam
Kaldırıyor arada başını kitaptan
Bir lastik hortumunun ışıldadığı tarhtaki
Menekşenin M’sine bakıyor yalnız -günün kapı aralığı mavidir-
O menekşe ki çiçek kavramından kurtulduğu için var
Adam ki sevgi kavramından kaçtığı için mutlu
Denizin bir adam boyu üstü gibi erinçli bir de.
Şiirin gölgesi olmalı eylül -diyebilirdi-
Şiir okumam ki diyor karısı
Sırtını duvara dayamış, gökteki bir uçağın yaldızlı
İzine bakıyor-yüzünde birbirine benzemeyen üç ayrı uzaklık-
Ekliyor: biraz daha kessem tırnaklarımı
Güz benim olacak.
Kitaba dalıyor adam
Küçük bir ot koparıyor kadın
Ben buradan göremiyorum, masamdan, otun cinsini yani
İyi günler diliyorum onlara, uzaktan
Ve yalnızlığa değgin çok şey biliyorum.
Adamın elindeki kitap benim kitabım
Okuduğu şiir de işte bu okuduğunuz şiir.

Edip Cansever

Bahçede şezlonga uzunmış

Kitap okuyan adam

Kaldırıyor arada başını kitaptan

Bir lastik hortumunun ışıldadığı tarhtaki

Menekşenin M’sine bakıyor yalnız -günün kapı aralığı mavidir-

O menekşe ki çiçek kavramından kurtulduğu için var

Adam ki sevgi kavramından kaçtığı için mutlu

Denizin bir adam boyu üstü gibi erinçli bir de.

Şiirin gölgesi olmalı eylül -diyebilirdi-

Şiir okumam ki diyor karısı

Sırtını duvara dayamış, gökteki bir uçağın yaldızlı

İzine bakıyor-yüzünde birbirine benzemeyen üç ayrı uzaklık-

Ekliyor: biraz daha kessem tırnaklarımı

Güz benim olacak.

Kitaba dalıyor adam

Küçük bir ot koparıyor kadın

Ben buradan göremiyorum, masamdan, otun cinsini yani

İyi günler diliyorum onlara, uzaktan

Ve yalnızlığa değgin çok şey biliyorum.

Adamın elindeki kitap benim kitabım

Okuduğu şiir de işte bu okuduğunuz şiir.

Edip Cansever

(Kaynak: yazarmeri)

Ağu 8 '14
İnsanın en çok da zoruna giden şudur ki,çöl gibi insanların dönmediği kainatta -okyanus gibilerin dönüşü çok içerleyici olsa gerek,diye düşünüyorum- düşlerim kırılırken!
[Meral Meri]

İnsanın en çok da zoruna giden şudur ki,çöl gibi insanların dönmediği kainatta -okyanus gibilerin dönüşü çok içerleyici olsa gerek,diye düşünüyorum- düşlerim kırılırken!

[Meral Meri]

(Kaynak: yazarmeri)

Ağu 8 '14
İnsanın inandığı iki doğrusu vardır birincisi nasıl kalabalık olunur ikincisi nasıl yalnız kalınır!..
[Meral Meri]

İnsanın inandığı iki doğrusu vardır birincisi nasıl kalabalık olunur ikincisi nasıl yalnız kalınır!..

[Meral Meri]

(Kaynak: yazarmeri)

Ağu 8 '14
Senin baktığına herkes bakar, ama
senin onda görebildiğini herkes
göremez.
[Hz. Şems-i Tebrizi]
Hayırlı,nurlu Cumalar olsun İnşallah!

Senin baktığına herkes bakar, ama

senin onda görebildiğini herkes

göremez.

[Hz. Şems-i Tebrizi]

Hayırlı,nurlu Cumalar olsun İnşallah!

(Kaynak: yazarmeri)